Deprem Afet Barınma Konteyneri
Deprem gibi yıkıcı felaketler ülkemizin de üzerinde bulunduğu riskli coğrafi bölgelerde sıklıkla yaşanabiliyor. Ne yazık ki üzücü can kayıpları, ciddi boyutlara ulaşan mal kayıpları bu süreçlerde kaçınılmaz bir hal alıyor. Hali hazırda yapıların çok büyük bir çoğunluğunu oluşturan betonarme binalar ise depreme karşı dayanıklılık konusunda sınıfta kalmaya devam ediyor. Hatta ölümcül sonuçların doğmasında da önemli bir etkene sahip olabiliyorlar.
Deprem afet barınma konteyneri bu noktada deprem sonrası sürecin organize edilmesi açısından öne çıkan bir faktör oluyor. Ama yalnızca deprem sonrasında değil deprem öncesinde de konteyner yapılara ağırlık verilmesi bir bakıma olası faciaların önüne geçebilir. Çünkü deprem mevzuatına uygun koşullarda üretilen, uluslararası normlara uygun şekilde tasarlanan konteyner evler aslında hayat kurtaran bir yapı türüne dönüşebiliyor.
Bu bağlamda olası depremlerin ardından ülkemizde AFAD ve benzeri sosyal kuruluşlar anında müdahale ederek vatandaşların barınma ihtiyaçlarına olanak tanıyor. Dünya genelinde de buna benzer pek çok örnek kuruluşa rastlanabiliyor. Deprem bölgelerinde yaşam alanı kurulurken çadır ve konteyner tercihi öne çıkıyor. Tabii ki konteyner hem sıcak ve soğuk hava koşullarından etkilenmemesi, hem de diğer dış etkenlerden muaf olması açısından daha da önemli bir koza dönüşüyor.
Afet Sonrası Yaşam Alanı
Afet bölgelerinde barınma sorunu çok ciddi boyutlara ulaşabiliyor. Bu yüzden afet konutları genellikle binlerce kişiye hizmet veren, adeta bir şehir yapılanmasına dönüşen geniş alanları kapsıyor. Mevcut alanlar içerisinde afetzedelerin tüm ihtiyaçlarının karşılanmasına yönelik bir koordinasyon olması gerekiyor. Tabii ki barınma ihtiyacı özellikle depremde evini kaybetmiş insanlar için en önemli kriter gibi düşünülebiliyor. Ancak yaşam savaşının verildiği, can pazarının yaşandığı ve hiç istenmeyen bu durumun sosyal ihtiyaç anlamında da çok büyük gereksinimleri doğabiliyor.
Temel ihtiyaçlar arasında yatak harici yemekhanelere, wc ve duş konteynerlerine ve en önemlisi güvenliğe ihtiyaç olabiliyor. Tüm bunların afet sonrası yaşam alanı dahilinde sağlanabiliyor olması ise insani bir sorumluluğa dönüşüyor. Konteyner kent kurulması çok fazla insanın barınmasına, yeme içme ihtiyacına, temizlik ve güvenlik taleplerine karşılık verebiliyor.
İlk etapta acil yaşam alanları oluşturularak depremzedelerin buralara yerleştirilmesi, tedavileri sonucunda dinlenmesi sağlanıyor. Bu süreç zarfında daha büyük komplike yapılarla yemekhane ve wc duş konteynerlerine yerleşim planına dahil ediliyor. Deprem yemekhane konteyneri gibi temel ihtiyaçların karşılanmasının ne kadar önemli olduğunu bir kez daha anlamamızı sağlıyor.
Bazen binlerce kişiden oluşan popülasyonla afet sonrası yaşam alanları adeta mahşer yerine dönebiliyor. Tüm bu kalabalığın koordineli bir biçimde barınma ihtiyaçlarının karşılanması, yemek yiyebilecekleri bir yemekhaneye erişimleri, wc ve duş gibi temel ihtiyaçlarını giderebilmeleri amaçlanıyor. Bunun için tasarlanmış deprem afet konteyneri modelleri ise kapasite bağlamında birbirinden değişken olabiliyor.
Acil Yaşam Konteynerleri
Gerek kullanım, kişisel hayat ve gizlilik açısından gerekse güvenlik ve düzen açısından 1+1 ve 2+1 afet konteyneri en çok tercih edilen modeller arasında yer alıyor. Bunlar önceden belirlenmiş bir alanda istiflenerek adeta sokaklar, mahalleler ve hatta semtler oluşturulabiliyor. Geçici bir çözüm olarak bakılmasına karşın depremzedelerin barınma ihtiyacının bir sorun olmaktan çıkacağı net zaman belli olmadığından kalıcı olarak düşünmek zorundayız.
Bu nedenle çadır kentler yerine konteyner kentler afet sonrası çok daha sık tercih edilmektedir. Zira elektrik ve su bağlantılarının da hazır olarak üretilmesi ve montaj sonrasında hemen kullanıma başlanabilmesi afet bölgelerinde çok ciddi bir avantaj sağlayabiliyor. İhtiyaçları ortadan kaldırmak ve afetzedelerin yaşadıkları şokun etkisinden kurtularak daha umutlu bir hayata tutunabilmeleri için tüm gereksinimler özel olarak düşünülüyor.
Wc ve duş konteynerlerinde hijyen, yemekhane gibi sirkülasyonun yoğun olduğu alanlarda işlevsellik, yatakhane gibi toplu alanlarda ise kişisel alan her şeyden önce geliyor. Tabii ki deprem konteyneri tercih edilen bölgelerde yalnızca bunlarla kısıtlı bir ihtiyaçtan söz edilemiyor. Yardımların depolanacağı alanlar, güvenlik için ekiplerin bulunacağı noktalar, eğitim için ileriki dönemde eğitim konteynerleri, sağlık için tasarlanmış özel konteynerler tahsis edilebiliyor. Depremzedelerin tüm zorluklara rağmen yeni hayatlarına adapte olmaları ve bu süreci daha kısa sürede atlatabilmeleri için her şey en ince ayrıntısına kadar düşünülüyor. Afet sonrası konteyner kent kurulumu montaj hızından ötürü birkaç günde tamamlanabiliyor.
Deprem Konteyneri Modelleri ve Fiyatları
Deprem gibi ani ve beklenmedik felaketlerin hemen ardından kurtarma çalışmaları tüm hızıyla devam eder. Bu süreç zarfında asıl önemli olan noktalardan birisi ise kurtarılanların yaşam alanlarının olmayışıdır. Onlara geçici veya kalıcı olarak sağlanacak olan yaşam alanlarının en hızlı şekilde temin edilmesi önceliklidir. Bunu sağlayabilmenin yolu ise konteyner modellerinden geçer.
Çünkü prefabrik yapıların hem montaj hızı inanılmaz yüksektir, hem de kapasiteye bağlı olarak tüm ihtiyaçları giderebilecek bir kent inşa edebilmek modern konteynerler ile mümkündür. Barınma, yemek, sağlık, eğitim ve güvenlik gibi her aşamayı koordine etmek ve aynı zamanda afetzedelere çözüm sunmak kolay bir hal alır. Çünkü afet bölgelerinde nasıl bir kaos yaşandığını tahmin etmek güç olmakla beraber nasıl bir popülasyonun bundan etkilendiğinin anlaşılması da zaman alabilmektedir.
Bu yüzden devamlı genişleyen ve tüm ihtiyaçlara erişim standardı artsa bile karşılanması mümkün kılınabilen bir yapı disiplinine ihtiyaç vardır. Sandviç panellerin birbirine geçmeli olarak tasarlanmış olması, vidalı sistemle istenilen ebatlarda ve kapasitelerde hizmet verebilmesi büyük kolaylıklar sağlamaktadır. Günümüzde de deprem ülkesi olarak adlandırılabilecek bir coğrafi yapıya sahip olduğumuz için her zaman afetler için tetikte olmamız gerekmektedir. Depreme karşı dayanıklılık ve aynı zamanda deprem sonrasında hızlı aksiyon alınabilmesi açısından konteyner kentlerin inşa edilmesi neredeyse belli aralıklarla ülke gündemimize dahil olmaya devam etmektedir.